EGE DÜĞÜNÜ
Ege’nin şirin bir tatil kasabasıydı. Bembeyaz kireç boyalı evleri, pembe begonviller sarmıştı. Burası, şehrin gürültüsünden uzak cennetten bir köşeydi sanki.
Daha bahçeden adımımı attığım anda mis gibi lavanta kokusunu hissettim. Yıllardır görmediğim, yüzü gülen insanlar hepimizi sevgiyle kucakladılar. Herkes akşam yapılacak olan düğünün tatlı telaşı içindeydi. Ege’de düğünlerin olmazsa olmazı keşkek pişiriliyordu. Bu iş için kazanın başında İnci Sultan görevliydi. İnci Sultan güzel yemekleriyle anılıyordu. Keşkekin nasıl pişirildiğini öğrenmek isteyenler kazanın etrafını sarmıştı.
İnci Sultan elindeki maşrapayla sürekli kazana sıcak su ekliyordu. Bu işi maşrapayla yapmasının nedeni, ne kadar su eklediğini kimseye göstermeyerek, keşkekin sırrını vermemekti. Bu yemeğin nasıl yapıldığını hiç birimiz yine öğrenememiştik. Ama bir şeyi iyi biliyorduk; keşkeki afiyetle yemesini. Akşam olduğunda masalar hazırlanmış, bahçe balonlarla süslenmiş, her yer ışıklandırılmıştı. Konuklar yavaş yavaş yerlerini alırken Yüksel Amca elinde cümbüşüyle çıkageldi. Artık resmen düğün başlamıştı. Nihayet sünnet çocuğu da sırtında beyaz pelerini, elinde asasıyla bahçeye inmişti. Bir yandan yemekler yeniyor, sohbetler ediliyordu. Genç yaşlı demeden zeybek oynanıyordu. Bunca eğlencenin ve neşenin içinde babaannenin kirpiklerinden dökülen yaşlar herkesi duygulandırdı. Neden ağladığı konusunda benim bir tahminim vardı. Torununun evlenip yuva kurmasını görememe ihtimalini düşünüyordu. Hayat böyledir işte. Kahkaha ve gözyaşı iç içe. Bu duygusal anı dağıtmak üzere dedenin bir planı vardı. Madem eski usul bir sünnet düğünü yapılıyordu, sünnet çocuğu ata binmeden olur muydu? Ve bembeyaz ata dedesinin de yardımıyla çocuk oturdu. İşte şimdi çocuk çok mutluydu. Yavaş yavaş gecenin sonuna gelinmişti. Herkeste tatlı bir yorgunluk vardı. Sünnet çocuğununsa yastığında çengelli iğneyle tutturulan bir sürü altın.
Tüm konukların çorbada tuzunun olduğu bu sürpriz sünnet düğünü, yüzümüzde gülümsemeyle andığımız tatlı bir anı olarak hayatımızdaki yerini aldı.
Yasemin ÖZTÜRK
Güzel bir öykün olmuş
YanıtlaSil